
“Bakü’nin kurtarıcısı” Nuri Paşa anılıyor: Türk dünyasının istiklal kahramanı
Cephelerden fabrikaya Türk dünyasının istiklal için savaşan bir kahraman…
Bugün 2 Mart... Türk savunma sanayiinin öncüsü ve 'Bakü’nün kurtarıcısı' Nuri Killigil Paşa’nın vefatının yıl dönümü. Tam 77 yıl önce bugün, İstanbul Sütlüce’deki fabrikasında meydana gelen şüpheli bir patlamayla aramıza ayrılan Nuri Paşa’nın, cepheden sanayi hamlesine uzanan kahramanlık dolu hikâyesini hatırlıyoruz.
Nuri Paşa; Trablusgarp’tan Balkanlar’a kadar imparatorluğun en zorlu cephelerinde yetişmiş bir asker, ömrünü Türk dünyasının istiklaline adamış bir dava adamıydı. Birinci Dünya Savaşı’nın son demlerinde, 1918 yılında Azerbaycan Türklerinin feryadına yetişen Kafkas İslam Ordusu’nun komutanlığına getirildiğinde, askeri dehasını tüm dünyaya kanıtladı. Bakü’yü işgalden kurtararak şehre girdiği o gün, sadece bir askeri zafer kazanmıyor, Azerbaycan halkının zihninde ölümsüzleşiyordu.
Ancak Nuri Paşa için vatan mücadelesi silahların susmasıyla sona ermedi. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, bağımsızlığın sadece cephede değil, fabrikada ve tezgahta kazanılacağına inandı. Bir ulusun kendi silahını üretmedikçe asla tam hür olamayacağını savunarak kollarını sıvadı.
İstanbul’un Sütlüce semtinde kurduğu tesis, Türkiye’nin ilk özel savunma sanayii hamlesiydi. Burada üretilen yüksek kaliteli 'Killigil' tabancaları, havan topları ve uçak bombaları; o dönemde sadece bir üretim başarısı değil, yerli ve milli bir duruşun somut birer nişanesiydi. Nuri Killigil’in bu sessiz devrimi, çok geçmeden bölgedeki dengeleri değiştirmeye başladı. Ancak bu yerli üretim hamlesi, karanlık odakların hedefi haline gelmekte gecikmedi.
Türkiye, 2 Mart 1949 günü, tarihimizin en büyük sanayi facialarından biriyle sarsıldı. Fabrikanın kimya laboratuvarında başlayan ve mühimmat deposuna sıçrayan yangın, İstanbul’u dehşete düşüren patlamaları beraberinde getirdi. Nuri Paşa, o an tereddüt dahi etmedi. Alevlerin arasına, canından aziz bildiği işçilerini kurtarmak ve yangının cephaneliğe ulaşmasını engellemek için daldı. Ancak meydana gelen ikinci büyük patlama, fabrikayı enkaza dönüştürdü.
Günler süren aramalar sonunda naaşının parçalarına ulaşılabildi; vatanı için yaşayan paşa, vatanı için ürettiği fabrikada şehadet mertebesine erişti. Onun şehadetiyle Türk savunma sanayii on yıllar sürecek bir duraklama dönemine girdi. Sütlüce’deki o patlamanın üzerindeki sis perdesi, aradan geçen 77 yıla rağmen tam anlamıyla dağılmış değil. Ancak bugün gökyüzünde süzülen milli siha’larda, yerli mühimmatlarda ve savunma sanayiindeki dev hamlelerde, Nuri Paşa’nın o gün ektiği tohumların izi var.


